Daha taze ve yakışıklı içeriklerin mimlenmiş hali için

PayPal’ın geri vites yaparak Türkiye’ye geri dönmesi

Furkan 23 Ağustos Salı 2016 13:26

paypal-turkiye

PayPal bundan 1-2 ay önce Türkiye’nin kendisine lisans vermemesinden dolayı Türkiyedeki faaliyetlerini durduğunu açıklamıştı biliyorsunuz. Bu hareketin çok klişe bir “yerse” olduğunu biliyorduk nitekim öyle oldu ve PayPal Türkiye’nin şartlarını kabul ederek tekrar geri dönme kararı aldığını açıklamış.

Öncelik ile paypalın Türkiyede BDDK’dan lisans alamamasının sebebi onlarca kez uyarı almasına rağmen Türkiye’de bir ofisi olmaması yani işin Türkçesi ile vergi vermemesiydi. Çünkü paypal gibi onlarca dünyaca ünlü internet firması Türkiye’ye vergi vermemek için bu tarz numaralar yapıyor. Buna Twitter’da dahil.

Çünkü ülkemizi 3. sınıf dünya ülkesi olarak görüyorlar, her türlü kanun boşluğundan her türlü abuk subuk işin peşine koşarak Türkiye’ye vergi verilmiyor. Google, twitter, youtube, paypal vb. bu büyük firmalar içinde yalnızca Facebook Türkiye’ye vergi veriyor.

Vergi konusunu bir kenara bırakacak olursak yine bu firmalar arasında Türkiye’ye politik anlamda destek veren tek firmada Facebook. Her hangi bir örgütsel sorun yaşandığında ülkemize hiç bir şekilde destek verilmemektedir fakat bu böyleyken tüm avrupa ülkelerine ABD’ye her türlü destek sağlanmaktadır. Bu konuda yalnızca Facebook Türkiye’ye yardım etmektedir.

Hükümetin, yasalar ile birlikte yurt dışı firmaları Türkiye’de ofis açmaya mecbur bırakmasının arkasında da yine bu tarz yaptırımlar mevcut. İşte ben bu yüzden tüm özel hayatınızı bu tarz sitelerde ortaya dökmenize karşıyım.

Umarım yakında Paypal gibi tüm dünyaca ünlü internet siteleri para kazandıkları Türkiye’de ofis açarlar ve ipini koparan tarz yerine daha profesyonel internet kullanıcılarının olduğu bir ülke olma ümüdiyle hoşçakalın.

Kaynak: Hürriyet


Yeni ekran kartım MSI GTX950 ile deneyimlerim

Furkan 22 Ağustos Pazartesi 2016 16:43

msi-GTX950-pc-deneyim

8,1 /10 Az çok takip edenler bilir şuradaki yazımda da belirttiğim gibi son zamanlarda bu ekran kartını almayı çok istiyordum. Hatta o kadar çok istiyordum ki düşünmeden aldım ve sonuç hiç iyi olmadı. Uzun bir süre bilgisayarda olamadığım için deneyimlerimi yazamadım şimdi bir kaç bir şey karalayacağım.

Ekran kartını almadan önce bilgisayarımı yenilemiştim, aslında yenilemekten ziyade revize ettim diyebiliriz. Yeni bir ekran kartı bir kaç ram, ssd disk ve power supply değiştirdim. Fakat işlemcisi ver anakartı yalnızca bir önceki modelden biraz yüksektti günümüz deki son model anakartlardan olmadığı için GTX950 ile bazı sorunlarımız oldu.

Öncelik ile ekran kartına puanım 10 üzerinden 7-8 arası o yüzden 8,1 verdim. Soğutması çok iyi evet fakat ekran kartının en büyük özelliklerinden bir tanesi sessiz olması fakat o özelliğini kullanabilmek nasip olmadı. İşlemcim yeterli olmadığı için CPU çok fazla ısındı diğer şekilde ifade etmek gerekirse darboğaz yaptı. Ve işlemciyi soğutmak isteyen CPU fanımın sesinden dolayı bir sessizlik pek mümkün olmadı.

Yine bunun ile birlikte ekran kartının boyu maşallah kolum kadar olduğu ve benim bu kadar büyük bir kart geleceği hakkında bir fikrim olmadığı için kasama sığmadı. Ekran kartını takabilmek için kasanın demirlerini büktüm kırdım parçaladım ancak takabildim.

Bunlar benden kaynaklı olumsuz yönleri, madalyonun diğer yüzü ise ekran kartının ne kadar kaliteli bir ürün olduğu. Yine az çok takip edenlerin bildiği gibi senelerdir burakla birlikte çoğu hafta sonu fifa turnuvaları yapıyoruz. Önceki ekran kartımdan dolayı detayların kısık olmasına alışmıştık hatta artık bu bize normal geliyordu.

GTX ile son seviyedeki ilk turnuvada eşşekten inip ata bindik diyebilirim. FIFA’nın menülerinin bu kadar hızlı olduğunu, staddaki taraftarların kağıttan değilde etli butlu olduğunu adamların bu kadar hareket kabiliyetinin olduğunu gerçekten bilmiyorduk. Karttan önce ronaldo sokaktaki zübeyyir gibiydi karttan sonra Ronaldo olduğunu fark ettik.
Devamı için tıklayınız »


Facebook ile aramda geçen enteresan olay

Furkan 22 Ağustos Pazartesi 2016 16:13

facebook_taniyor_olabilecegin

Pek fazla sosyal medya araçlarını kullanan zaten de destekleyen birisi değilim. Ama günümüz de çoğu işinizi kolaylaştırdığı için malum kullanıyoruz. Eğer Facebook hesabınız var ise bütün sitelere tek tek üye olmak ve o bilgileri hatırlamak yerine facebook ile direkt üye olup giriş yapabiliyorsunuz.

Twitter’ınız var ise merak ettiğiniz ilgi duyduğunuz çoğu bilgiye çok hızlı şekilde ulaşmanız pek mümkün.

Yine aynı şekilde yıllardır SMS olarak kullandığımız ihtiyaçlarımızı fazlasıyla karşılayan fakat bir türlü MMS olayını da ücretsiz hale getirmedikleri için yerini Whatsapp’a kaptırmasından dolayı Facebook, Twitter ve Whatsapp mutlaka kullanıyoruz.

Hal böyle olmasına rağmen Facebook’a benim girmem belkide 2 ayda birdir, geçtiğimiz günlerde Leyla diye biriyle tanışmıştım soyadını ben bilmiyorken şans eseri girdiğim facebook’ta “Tanıyor olabileceğiniz kişilerin” en başında kendisinin profilini görmem artık canıma tak etmişti.

Çünkü bundan aylar önce aynı durumda 2 kere başıma gelmişti, Skype’dan iş görüşmelerimi yaptığım kişilerin sürekli karşıma çıkması canımı sıkmakla beraber yuh dedirtiyordu.

Ama bu sefer işin rengi farklıydı çünkü ben skype’dan görüşmedim bir kaç kez Whatsapp’tan yazıştım. Hatta rehberime bile kayıt etmedim. İyice araştırdım bir sürü makale okudum sistemlerini inceledim. Daha sonra ise telefonumdaki facebook andorid uygulamanın izinlerini kontrol edeyim dedim, ama sonra aklıma geldi ki telefonumda yok ki.

Düşünmeye ve araştırmaya devam ettim adım adım ilerlerken her okuduğum şey yaklaşık 2 sene önce Facebook’un Whatsapp’ı 16 milyar $’a satın aldığı haberi geldi.

Yavaş yavaş taşlar yerine oturmaya başladı tabii ki, yani şöyle düşünün telefonda kimlerle yazıştığınız, ne resimler gönderdiğiniz, hangileriyle arkadaş olduğunuz olmadığınızı ne yazık ki U.S.A biliyor bilmek ile kalmıyor hayatınıza müdahale de bulunup kimlerle arkadaş olmanız gerektiğini bile belirlemeye çalışıyor.

Bu durum çok rahatsız edici, ve gün geçtikçe suyu çıkacak hale gelmiş. Hal böyleyken neden sosyal medya kullanıcısı olmak istemediğimi bir kez daha hatırladım.

Bence artık insanlar sosyal medya başlığı altındaki internet sitelerini kullanırken çok daha dikkat etmeli. Çünkü bu işin içinde biri olarak biliyorum ki o çok önemli verilerin bir hackerın eline geçmesi hiç de zor değil.


Çok okuyan değil: “Çok izleyen, çok gezen bilir”

Furkan 27 Nisan Çarşamba 2016 11:08

cok_okuyan

Yazının tamamını okumayacaklar için: Kitap okumayı kötülemiyorum, kitap okuyun ama kitap okumanın eşsiz ve insanı geliştiren tek şey olduğunu anlatmaktan vazgeçin çünkü böyle bir şey yok.

Son 4-5 senedir memlekette yeni bir akım türedi, akım demeyelim de bir kafa yapısı oluştu. Boş vakitlerinde alış veriş yapmak !? Benim gördüğüm ve öğrendiğim şey alışverişin ayda 2-3 kere yapılan ve ihtiyaçtan ibaret bir şey olduğu, hatta belki de bu yüzden alışveriş yapmaktan nefret ediyorum tamamen zaman kaybı gibi geliyor.

Bir grup kız canı sıkıldığında, Galataya, Boğaza, Sarıyere, Bara, Sinemaya yada her hangi bir cafeye gitmek yerine alışverişe gidiyor. Niye: canımız sıkkın yada rutin bir sosyal aktivite olarak görülüyor. Bununla birlikte her hangi bir sosyal aktivitesinin olmadığını düşündüğünde de “kitap okuyorum..” diyor ve buda ona yetiyor.

Neden? biliyormusunuz, çünkü öyle bir kafa yapısı oluştu ki kitap okuyan insan çok kültürlü, tüm sosyal aktivitelerden nasibini yaşamadan almış olduğuna inanan, her şeyi kitap okuyup kafada kurmaktan ibaret olduğunu sanan, bir şeyi hissetmeden yaşamadan sadece hayal etmenin yeteceğini düşünen, konuşmayı bile kitap okuyarak öğrenileceğini sanan bir kafa yapısı daha var.

Konuşmayı bilmeyen , fazla kelime dağarcığı olmayan, hayal kuramayan, gezmeyen, etmeyen, yapmayan daha doğrusu yapamayan insanlar kitap okuyarak bu asosyalitelerini az da olsa aştılar. Ama bu demek değil ki bu herkes için geçerli !?

Bazı insanların güzel cümleler kurmak için yada hayal gücünün çok geniş olması için kitap okumaya ihtiyacı olmaz, bu da onu kitap okumadığı için cahil bir insan yapmaz. Kitap okumak yada film izlemek arasında pek bir fark yok, sinemayı izleyen kişinin ufku eğer genişse zaten filmde gördüğünden çok daha fazlasını anlayabilecek bir insandır.

İstanbulda yaşayıp bir kez Galataya çıkmayıp Galatayı kitap okuyan bir insandan, Ankara da yaşayıp anıtkabire gitmeyip atatürkü kitaplardan tanıyan, konyada yaşayıp Mevlanayı kitaplardan okuyan bir insandan hayır gelmez.
Devamı için tıklayınız »


Yine İzmir yine ters köşe: İtfaiyeci Kızlar

Furkan 27 Nisan Çarşamba 2016 10:29

izmir-itfaiye_1

Türkiye öyle farklı bir ülke haline geldi ki, bir ucunda savaş varken bir ucunda medeniyet olabiliyor. Bir ucunda töre varken diğer ucunda kızlar itfaiyeci olabiliyor. Bir ucunda doğa güzellikleri varken diğer ucunda metrobüs olabiliyor. Enteresan tabii.

İzmir’in yerel halkında zaten hafif bir batılaşma söz konusu. Benim batılılıktan anladığım ile sizin düşündüğünüz aynı olmadığı için hafif diyorum belkide size göre daha fazla olabilir bu oran. İzmir genel olarak Türkiye’den farklı bir kaçış noktası misali.

Bu sefer de izmir itfaiyesinde kadın çalışanlar olduğunu öğrendim, ilk başta şaka yada gösteri gibi bir şey olduğunu düşündüm. Araştırdım ki öyle değilmiş gerçekmiş. Bildiğin İstanbuldaki “Ay ojem bozuldu.” kızlar İzmir’de yangınlara gidip yangın söndürüyormuş !?

izmir-itfaiye_2

Devamı için tıklayınız »